istanbul seo undefiend undefiend undefiend

Yeni yasayla sosyal medyada neler değişecek? Dijital dünyada dezenformasyon ve manipülasyona geçit yok! 

İletişim


BTK eski başkanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla, sosyal medya yasasını değerlendirdi. Yeni sistemin getireceği sorumluluklara değinen Sayan, dezenformasyon ve manipülasyonla mücadelede atılacak adımları anlattı. 

SOSYAL AĞ SAĞLAYICILARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Peki, sosyal medya yasası ile neler değişecek?

Sosyal ağ sağlayıcı, kişilerin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan içerikleri öğrenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunması halinde, bu içeriği ve içeriği oluşturana ilişkin bilgileri yetkili kolluk birimleriyle paylaşacak.

BTK, sosyal ağ sağlayıcının bu kanuna uyumuna ilişkin olarak sosyal ağ sağlayıcıdan kurumsal yapı, bilişim sistemleri, algoritmalar, veri işleme mekanizmaları ve ticari tutumlar dahil her türlü açıklamayı talep edebilecek. Sosyal ağ sağlayıcı, BTK tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri en geç 3 ay içinde verecek. BTK, sosyal ağ sağlayıcının kanuna uyumunu, sosyal ağ sağlayıcının bütün tesislerinde yerinde inceleyebilecek.

OLAĞANÜSTÜ DURUMLARDA KRİZ PLANI

Sosyal ağ sağlayıcı, kamu güvenliğini ve kamu sağlığını etkileyen olağanüstü durumlara ilişkin kriz planı oluşturmakla ve kuruma bildirmekle yükümlü olacak.

BTK Başkanı, kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerini getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya bir önceki takvim yılındaki küresel cirosunun yüzde 3’üne kadar idari para cezası verebilecek.

ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU

Elektronik Haberleşme Kanunu’na, “şebekeler üstü hizmet” ve “şebekeler üstü hizmet sağlayıcı” kavramları ekleniyor.

“Şebekeler üstü hizmet”, internet erişimine sahip abone ve kullanıcılara, işletmecilerden veya sağlanan internet hizmetinden bağımsız olarak kamuya açık bir yazılım vasıtası ile sunulan, sesli, yazılı, görsel iletişim kapsamındaki kişiler arası elektronik haberleşme hizmetlerini; “şebekeler üstü hizmet sağlayıcı” ise şebekeler üstü hizmet tanımı kapsamına giren hizmetleri sunan gerçek veya tüzel kişiyi ifade edecek.

BTK’ye, şebekeler üstü hizmetler ilişkin gerekli düzenlemeleri yapma ve ilgili tedbirleri alma hususunda yetki veriliyor.

Şebekeler üstü hizmet sunanların hak ve yükümlülüklerinde, Ulusal Numaralandırma Planı’nda yer alan numaralar ile haberleşme imkanı sunup sunmamasına, Türkiye’deki kullanıcı sayısına veya günlük erişim sayısına bakılarak farklılaştırma yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapılıyor.

30 MİLYON LİRAYA KADAR İDARİ PARA CEZASI

Kanunda öngörülen yükümlülükleri yerine getirmeyen veya yetkilendirilmeksizin hizmet sunan şebekeler üstü hizmet sağlayıcılara 1 milyon liradan 30 milyon liraya kadar idari para cezası verilebilecek.

İdari para cezasını süresinde ödemeyen ve Kurumca yapılacak bildirimden itibaren 6 ay içerisinde Kurum düzenlemelerinde öngörülen yükümlülükleri yerine getirmeyen veya yetkilendirilmeksizin hizmet sunan şebekeler üstü hizmet sağlayıcısının internet trafiği, bant genişliğinin yüzde 95’ine kadar daraltılmasına veya ilgili uygulama veya internet sitesine erişimin engellenmesine Kurum tarafından karar verilebilecek.

Teklifin, resmi ilan ve reklam verilebilecek internet haber sitelerinin de Basın İlan Kurumunun internet siteleri üzerinden kamuoyuna duyurulmasını düzenleyen maddesi, internet haber sitelerinde yayınlanacak resmi ilan ve reklamların kapsam ve esaslarını düzenleyen maddesi, gazete ve dergiler için uygulanan müeyyidelerin internet haber sitelerine de uygulanmasını düzenleyen maddesi, vatandaşların icra, ihale, tebligat ve personel alanlarına ilişkin ilanlara tek merkezden kolayca ulaşabildiği Basın İlan Kurumu İlan Portalı’nda da ücretsiz yayın yapılmasını düzenleyen maddesi, ihalelerin internet haber sitesinde duyurulmasını düzenleyen maddesi, internet haber sitelerinin cezai ve hukuki sorumluluklarıyla ilgili düzenleme ve internet haber siteleri çalışanlarının Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamına alınmasını öngören maddesi 1 Ocak 2023’te, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

SOSYAL MEDYANIN YARATTIĞI PSİKOLOJİK SORUNLAR

Teklifin gerekçesinde, teknolojinin önemli sonuçlarından birinin de internet olduğu, internet üzerinden geliştirilen ve her geçen gün artan kolay erişim ve iletişim yöntemlerinin, “sosyal medya” kavramını toplumsal yaşamın merkezine taşıdığı belirtildi.

İnternetin, haber ve bilgiye erişimi kolaylaştırdıkça ve hızlandırdıkça, buna bağlı olarak sosyal medyanın kullanımının da arttığı vurgulanan gerekçede, bu artışın, yeni ve farklı temalı sosyal medya platformlarının oluşmasına, kişilerin zamanının büyük bölümünü bu platformlarda geçirmesine neden olduğuna işaret edildi.
Gerekçede, “Öyle ki dijitalleşme ortamıyla bağlantılı olarak yeni sosyal problemlerin, kişilik bozukluklarının ya da psikolojik hastalıkların tartışıldığı bir dünyaya doğru gidildiği uzmanlarınca dile getirilmektedir. Diğer taraftan dijital dünyanın insan hayatında fazlasıyla etkili olması ve sosyal medya platformlarının bu denli çeşitlenmesi, kişilerin gerek sosyolojik gerek hukuki birçok problemle veya kişisel haklarının ihlaliyle karşılaşmasını beraberinde getirmiştir.” ifadelerine yer verildi.

Sosyal ağ sağlayıcılarının ya da dijital dünyanın arka planında rol alan diğer aktörlerin, geniş çaplı kullanıcı sayıları ile kullanıcı verilerinden yararlanarak elde ettikleri gelire ya da özel bilgiye rağmen, kişilerin haklarının korunması noktasında ihtiyaç duyulan önleyici ve koruyucu mekanizmaları geliştirmediklerinin gözlemlendiği ifade edilen gerekçede, bu aktörlerin etkin tedbirler almadıklarına, kullanıcıların ve devletlerin haklı taleplerine direnç gösterdiklerinin görüldüğüne dikkati çekildi.

SAHTE HESAPLARLA YASA DIŞI İŞ VE EYLEMLER 

İnternet ortamının; ulusal sınır tanımayan olgusunun, kötü niyetli kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yasa dışı iş ve eylemlerini hayata geçirmesine fırsat tanıdığının altı çizilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

“Sahte isim ve hesaplarla yasa dışı içerik oluşturup paylaşma, farklı siyasi düşüncedeki kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak gördüklerine, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira veya hakaret etmek, karalamak ya da itibarsızlaştırmak, nefret ve ayrımcılığa zemin oluşturmak amacıyla kullanıldığı durumlarda internet, düzenleme yapılması gerekli alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda kişilik hakları ihlal edilen bireyler, anayasal güvence altında olan haklarının korunması noktasında devletten beklenti içine girmektedirler. Devletin bu alanda ki yükümlülüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunacağı ve aynı zamanda ifade özgürlüğünün de güvence altına alınacağı düzenleyici bir rol üstlenmesidir. Bunun sonucunda devletlerin vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini hem diğer kullanıcılara hem de sosyal medya platformlarına karşı koruması gerekmektedir.”

Bazı Avrupa ülkeleri ile ABD’nin, dijital dönüşümün küresel ölçekte ve toplumun tüm kesimlerinde hissedilir hale gelmesiyle, bu alanda yeni regülasyonlar yaptığı belirtilen gerekçede, AB’nin de Dijital Hizmetler Yasası ile Genel Veri Koruma Tüzüğünde öncü regülatör olarak gerekli adımları attığı anımsatıldı.

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ ESAS ALINDI

Türkiye’nin de dijital dünyada vatandaşlarının karşılaştığı sorunları, gerçek dünyada olduğu gibi çözebilmek adına, söz konusu diğer ülke ve uluslararası kuruluş düzenlemelerini dikkate alarak gerekli adımları atmayı hedeflediği bildirilen gerekçede, bu adımların zemininde, özellikle ifade özgürlüğüne temas eden noktalarda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan hükümlerin yer aldığı aktarıldı.

Anayasanın ilgili hükümleri ile tanınarak koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklerin, gerçek dünyada olduğu gibi, dijital dünyada da korunmasının amaçlandığı vurgulanan gerekçede, dijital dünyada da insanların onur, şeref ve saygınlığının, kişisel haklarının, özel hayatlarının dokunulmazlığının ve kişisel verilerinin korunması gerekliliğine işaret edildi.

YALAN HABERİ KASITLI OLARAK ÜRETME VE YAYMA EYLEMİ

Bu bağlamda, yalan haberi kasıtlı olarak üretme ve yayma eyleminin, birey ve toplum iradesini ipotek altına alan, vatandaşların gerçek bilgiye ulaşma hakkını engelleyen ciddi bir tehdit haline geldiğinin açık olduğu kaydedilen gerekçede, “Bu tehdit, başta ifade özgürlüğü ve haber alma özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engellemeye yöneliktir. Gelişen teknoloji ile birlikte dezenformasyonun vardığı nokta, temel hak ve özgürlükleri korumak adına bu tehditle mücadele etmeyi zorunlu kılmıştır. Bu çerçevede mevzuatımızda ki mevcut düzenlemeleri yeni duruma uygun hale getirmeye yönelik ilave düzenlemeler yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.” değerlendirilmesinde bulunuldu.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.